AKRAN ZORBALIĞI, ŞİDDET VE SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR

Bu metin, çocukların şiddet ve suça sürüklenme süreçlerini bireysel değil sistemik bir çerçevede ele almaktadır. Akran zorbalığı, madde kullanımı ve çeteleşmenin erken yaşlara inmesi toplumsal bir kırılmaya işaret etmektedir. Çözüm, cezalandırıcı değil önleyici ve bütüncül politikalarla mümkündür.

BAŞSAĞLIĞI

- Advertisement -spot_img

Paylaş

ÇOCUKLARIMIZ KATİL Mİ?

Reşit bile olmayan çocuklar, şiddet ve zorbalıkla nasıl bu kadar erken tanışıyor? Sistem neredeydi?

SİSTEMİK BİR KRİZ VE TOPLUMSAL ÇÖZÜM ÇAĞRISI

Akran zorbalığı, şiddet eğilimi ve madde kullanımının ilkokul yaşlarına kadar düşmesi artık bireysel vakalarla açıklanabilecek bir durum değildir. Çocuklar ve ergenler arasında giderek artan çeteleşme, ağır şiddet olayları ve cinayetler, toplum olarak karşı karşıya olduğumuz derin ve sistemik bir krizin göstergesidir.

Son dönemde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan davalar, bu sürecin bir istisna değil; yıllardır ihmal edilen bir yapının sonucu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Reşit bile olmayan çocukların bu denli ağır suçlara sürüklenmesi, “kötü bireyler” söylemiyle açıklanamaz. Burada sorun bireylerde değil, çocukları kuşatan sistemdedir.

AKRAN ZORBALIĞI VE ŞİDDET: GÖRÜNENDEN DAHA DERİN BİR SORUN

Zorbalık yalnızca okul bahçesinde yaşanan bir itiş kakış değildir. Fiziksel şiddet, psikolojik baskı, dışlama, tehdit, siber zorbalık ve çeteleşme; birbirini besleyen, katmanlı süreçlerdir. Bugün birçok çocuk için okul, güvenli bir alan olmaktan çıkmıştır.

Sistemik terapi yaklaşımında birey, tek başına ele alınmaz. Her çocuk; ailesi, okul ortamı, sosyal çevresi, ekonomik koşulları, kültürel kodları ve maruz kaldığı politikalarla birlikte değerlendirilir. Bu çerçeveden bakıldığında, çocukların şiddete yönelmesi bir “neden” değil, bir sonuçtur.

ŞİDDETİ BESLEYEN SİSTEMİK UNSURLAR

Bugün çocukları ve gençleri bu noktaya sürükleyen başlıca faktörler şunlardır:

• Aile sistemlerindeki kırılganlıklar
Ekonomik zorluklar, ebeveynlerin artan yükü, kuşaklar arası travmalar ve yalnızlaşma, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamayı zorlaştırmaktadır.

• Eğitim sistemindeki yapısal eksiklikler
Okullarda rehberlik ve psikolojik destek hizmetleri yetersizdir. Erken uyarı ve müdahale mekanizmaları çoğu zaman ya hiç yoktur ya da işlevsizdir. Sorunlar genellikle “olay olduktan sonra” ele alınmaktadır.

• Nöroçeşitliliğe karşı tahammülsüzlük
DEHB, otizm ve farklı gelişim özellikleri olan çocuklar sistem tarafından yeterince anlaşılmamakta; çoğu zaman dışlanmakta ve etiketlenmektedir. Bu çocuklar hem zorbalığın en sık mağduru hem de yanlış yönlendirilirlerse suça en açık gruptur.

• Madde kullanımının erken yaşlara inmesi
Belirli sosyal ve ekonomik koşullar altında çocuklar, çok küçük yaşlarda madde kullanımıyla tanışmakta; bu durum şiddeti ve suça sürüklenmeyi kolaylaştırmaktadır.

• Sosyal medya ve dijital alanlar
Şiddetin normalleştiği, zorbalığın görünmez ama sürekli hale geldiği dijital alanlar, çocuklar için ciddi bir risk faktörü oluşturmaktadır.

OKULLAR VE TOPLUM: GÜVENLİ ALAN OLMA NİTELİĞİNİ KAYBEDİYOR

Bugün çocuklar yalnızca sokakta değil, okulun içinde bile güvende değildir. Bıçak taşıma, tehdit, çeteleşme ve ağır şiddet vakalarının okul çağında görülmesi, alarm verici bir noktaya gelmiştir.

Bu noktada cezalandırıcı yaklaşımlar çözüm değildir. Bir çocuğu okuldan uzaklaştırmak ya da görmezden gelmek, yalnızca sorunu başka bir alana taşır. Çözüm, önleyici, kapsayıcı ve sistemik olmak zorundadır.

SİSTEMİK TERAPİ PERSPEKTİFİNDEN ÇÖZÜM YAKLAŞIMI

Bu tablo bize şunu açıkça göstermektedir: Çocuklarımız için toplumsal düzeyde bir iyileşme sürecine ihtiyaç vardır.

1. ERKEN MÜDAHALE VE SÜREKLİ TAKİP

  • Risk altındaki çocuklar okul öncesinden itibaren belirlenmeli
  • Etiketlemeden, yakından ve bütüncül biçimde izlenmeli
  • Okul, aile ve uzmanlar arasında gerçek bir iş birliği sağlanmalı

2. EĞİTİM SİSTEMİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

  • Zorbalıkla mücadele ve sosyal-duygusal beceriler zorunlu ders olmalı
  • Rehberlik ve psikolojik destek tüm okullarda standart hale getirilmeli
  • Nöroçeşitlilik eğitim politikalarının merkezine alınmalı

3. MADDE KULLANIMI VE SUÇA SÜRÜKLENMEYE KARŞI ÖNLEYİCİ POLİTİKALAR

  • Çocukların maddeye erişimini kolaylaştıran yapılar ciddi şekilde denetlenmeli
  • Dezavantajlı bölgelerde gençlere alternatif sosyal alanlar sunulmalı
  • Psikososyal destek ücretsiz ve erişilebilir olmalı

4. MEDYA VE SOSYAL MEDYANIN SORUMLULUĞU

  • Şiddeti özendiren içerikler sınırlandırılmalı
  • Dijital okuryazarlık erken yaşta öğretilmeli
  • Siber zorbalık etkin yaptırımlarla ele alınmalı

BİR ANNE VE BİR UZMAN OLARAK SÖZÜM

Bu yazı yalnızca akademik bir değerlendirme değildir. Bu, çocukları olan bir annenin, bir araştırmacı-yazarın ve sistemik terapi perspektifiyle çalışan bir uzmanın çağrısıdır.

Sorunları dile getirmek yetmez. Sessiz kalmak, bu sistemin ürettiği şiddetin bir parçası olmak demektir. Çocuklarımızın geleceği için artık konuşmak, talep etmek ve harekete geçmek zorundayız.

SAYIN CUMHURBAŞKANINA VE İLGİLİ BAKANLIKLARA AÇIK ÇAĞRIMIZDIR

Bu metin, bireysel bir talep ya da kişisel bir şikâyet değildir.
Bu çağrı; çocukların, ailelerin, eğitimcilerin ve sahada çalışan uzmanların biriken sesidir.

Sayın Cumhurbaşkanımıza,
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na,
Millî Eğitim Bakanlığı’na,
Sağlık Bakanlığı’na
ve çocuk politikalarında sorumluluk taşıyan tüm kurumlara açıkça sesleniyoruz:

Bugün çocuklarımızın maruz kaldığı akran zorbalığı, şiddet, madde kullanımı ve suça sürüklenme riski; tek bir kurumun çözebileceği bir sorun değildir. Bu tablo, kurumlar arası eşgüdüm eksikliğinin ve sistemin parçalı işleyişinin sonucudur.

Bu nedenle talebimiz nettir:

  • Kurumlar üstü, ulusal bir çocuk ve ergen koruma politikası

Akran zorbalığı, şiddet ve madde kullanımına karşı ulusal düzeyde bütüncül bir eylem planı oluşturulmalıdır.

Aile ve Sosyal Hizmetler, Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları arasında zorunlu ve sürekli veri paylaşımı sağlanmalıdır.
Risk altındaki çocuklar için okul temelli ama aileyi de kapsayan erken müdahale ve takip sistemi kurulmalıdır.

  • Okullarda psikososyal güçlendirme seferberliği

Her okulda yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolog istihdamı zorunlu hale getirilmelidir.

Zorbalık, şiddet ve siber zorbalıkla mücadele, müfredatın temel bir parçası olmalıdır.
Nöroçeşitliliğe sahip çocuklar için kapsayıcı eğitim modelleri yaygınlaştırılmalıdır.

Sağlık sistemiyle entegre ruh sağlığı desteği

Çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetleri ücretsiz, erişilebilir ve önleyici bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Madde kullanımının erken yaşlara inmesini engelleyecek koruyucu sağlık politikaları güçlendirilmelidir.

Sosyal medya ve dijital alanlarda çocuk güvenliği

Çocukları şiddete, zorbalığa ve suça sürükleyen dijital içeriklere karşı etkin denetim mekanizmaları kurulmalıdır.
Dijital okuryazarlık eğitimi erken yaşta zorunlu hale getirilmelidir.

BU BİR SORUMLULUK HATIRLATMASIDIR

Sayın yetkililer,
Bu çocuklar suçlu değil; ihmal edilmiş bir sistemin sonucudur.
Görmezden gelinen her vaka, yarının daha ağır toplumsal travmalarını hazırlamaktadır.
Çocuklarımızın güvenliği, yalnızca ailelerin değil; devletin, kurumların ve toplumun ortak sorumluluğudur. Bugün atılacak adımlar, yalnızca bugünü değil; gelecek kuşakların kaderini belirleyecektir.

Bu çağrı; suçlamak için değil, birlikte çözüm üretmek için yapılmaktadır.

SONUÇ: BU BİR ŞİKÂYET DEĞİL, SORUMLULUK ÇAĞRISIDIR

Eğer bugün bu yapıyı sorgulamaz ve dönüştürmezsek, yarın çocuklarımızı koruyacak hiçbir güvenli alan kalmayacaktır. Bu nedenle bu metin bir şikâyet değil; toplumsal bir sorumluluk ve çözüm çağrısıdır.

Çocuklarımız için.
Toplumumuz için.
Gelecek nesiller için.

Sevgi ve saygılarımla,

Yeliz Çelebi Ergin

Araştırmacı – Yazar
📩 yeliz-ergin@web.de

Benzer haberler